
|
Osteoclastik aktivite bozuklukları ve kemik iliğinde yer işgal eden hücresel hastalıklardan (tümör gibi) kaynaklanır. Osteopetrozis gibi hastalıklar kemiğin osteokalstik aktivitesinin yetersizliğinden kaynaklanır. Bu tip hastalıklarda tanı uzun kemik grafileri ile konur. Uzun kemik dışındaki yassı kemiklerde aşırı çalışmaya bağlı oluşumlar gelişir; sulcus anemikus bunlardan biridir. Sulkus anemikus sutura sagitalisin çukurlaşmasıdır. Kemik iliğinde kan yapılamıyor ya da yetersiz yapılıyorsa devreye ekstrameduller hematopoezis girer. Ve karaciğer ile dalak başta olmak üzere açığı kapatma çabaları başlar. Ekstrameduller hematopoezisi olan bir hastada eğer hemolitik anemide olduğu gibi dalak çıkartılırsa kişinin hayatı tehlikeye girer. Fetal eritrosit sayısı kanda artar zira fetal hayattan kalan stem celler üretime geçmiştir. Fetal eritrositler büyüktür ve Hb-F açısından zengindir. Bunu tespit için Hb-F boyası kullanılabilir. Periferik yaymada normoblastlar olsada, retikulositylere pek rastlanmaz. Yer kaplayan hücreler kemik iliğine dışardan metastazla gelebileceği gibi kemik iliğinin içindede oluşabilir (lösemi). Her ne şekilde olursa olsun yer kaplayan lezyonlarla ilgili köklü çözüm kemik iliği transoplantasyonudur. Kemik iliği morfolojisi normaldir, ancak, kemik iliği aspirasyonu ilede görülebileceği üzre, kan yapan hücrelerin yerini yağ dokusu almıştır. Eğer hastalık 1 ay gibi kısa bir zaman önce oluştuysa hem hücre hemde yağ az olabilir. Stem cell'den iki seri çıkar. Bu serilerin ikisi birlikte tutulabileceği gibi ayrı ayrıda tutulabilir. Bu seriler:
Saf eritrositer seri anemisi olarakta bilinir. Otozomal resesif geçişlidir. Kemik iliğinde normoblast az, Hb-F artmıştır. MCV (midcorpuscular volume) ve ADA (adenozin de aminaz) artmıştır.Embriyonal "i" antijenide artış gösterir. Bir takım iskelet anomalileri ve pigmentasyon artışı tabloya eşlik edebilir. Bu açıdan transient eritroblastik anemiden ayrılmalıdır.
Kronik siklik nötropeni atakları ile karakterizedir. Lenfopeniye bağlı enfeksiyonlar sonucu genellikle hasta kaybedilir. Yenidoğanda TAR (toms-absend-ready) sendromu şeklinde kendini gösterir. Hastaların çoğu kanamaya bağlı olarak kaybedilir. Eğer hasta 1 yaşını doldurabilirse trombositopeni gerileyebilir. Trombositopeni ve aplastik anemi olarak kısaca tarif edilebilir. MOnositlerle ilgili henüz izole bir hastalığa rastlanmamıştır. Küçük baş çevresi, boy kısalığı ve kafeola lekeleri ile kendine has bir fenotipi vardır. Kemik iliği hiposellüler ve yağlıdır. Pansitopeni vardır. ITP ( idiyopatik trombositopenik purpura) ile fankoninin trpombositopenik dönemi karıştırılabilir. laboratuvar bulgularında: MCV ve Hb-F artmıştır; bununla beraber DEB (+) dir. DEB (diaboxi butan testi) ile kromozom kırıklarında artış gösterilir. Yanısıra bir önemli nokta ise bu hastalarda kanser riskinde artışın olmasıdır. Fankoni resesif bir multigenik hastalıktır; fankonili bir ailenin 10 çocuğundan yanlızca birinde fankoni olabileceği gibi onundada olabilir. Tedavide en iyi yol kemik iliği naklidir; ancak bu nakille sadece stem celler değiştirildiği için diğer dokulardan yinede kanser gelişebilir. Yanısıra diğer herediter ablastik anemilerde olduğu gibi androjenler (danazol) de tedavide kullanılabilir. Baş parmakta 3. bir phalanks vardır ve tipiktir. Yanısıra anemi vardır. Tırnak bozuklukları ve gözyaşı kanalında tıkanıklık tabloya eşlik eder.
2-DEB testi (-) olmalıdır. 3-MCV ile Hb-F yüksek olmalıdır. 4-Kemik iliği biopsisi ile ablastik anemi tanısı konulmalıdır. Tedavi tablonun ağırlığına bağlıdır. Bir ablastik anemiye ağır diyebilmek için:
Trombosit 20.000 in altında Hb ise 7 gr/dl nin altında |