|
çocuklarda
başboyun muayenesi bir takım farlılıklar içeren ve yaş ile
ilintili bir takım değerlendirmeleri
kapsayan , oldukca yararlı biligiler veren bir muayene
yöntemidir.
BAŞ ÇEVRESİ: Occipital kemiğin alt ucu ,kaş ve kulakların hemen üzerinden geçirilen bir mesuro yardımı ile ölçülür.Bu ölçülen değer standart değer tablosu ile karşılaştırılır.2 standart deviasyon üzerinde sapmalar makrocephali olarak değerlendirilir.Makrocephalinin en sık nedeni hidrocephalidir.Hidrocephali ailesel olabileceği gibi,intrakranial kitle veya kanama...vs dede oluşabilir.2 standart deviasyon altı sapmalar ise microcephali olarak adlandırılır.Tam kraniositozis mikrocephali gözlenen durumlardan biridir.Kraniositozis suturaların erken kapanması durumudur.Ayrıca otozomal resesif geçişli bazı nadir hastalıklarda beyin gelişimi geri kalmakta ve mikrosefali görülebilmektedir. ŞEKİL ANOMALİLERİ: Sıklıkla suturların erken kapanması sonucu oluşur.Eğer suturların tamamı erken kapanmışsa buna kraniosinositozis denir ve mikrosefali ile gider.Sadece sagital sutur erken kapanırsa buna skafosefali denir ve baş adeta ters dönmüş bir kayık gibi bir şekil alır.Koronal suturlardan birisi erken kapanırsa buna degiosefali her ikisi birden kapanırsa bunada brakiosefali denir.Brakiosefali de baş kısa ve geniştir.Hem koronal suturlar hemde sagital sutur erken kapanırsa buna oxisefali (kule kafa) denir. Kraniositoz varlığında mutlaka KİBAS (kafa içi basınç artış sendromu) aranmalıdır. Raşitizmde de kafa defoprmiteleri gözlenebilir.Frontal ve paryetal bölgelerde osteofit oluşumu sonucu caput quadratum (dörtgen kafa), ve osteoid dokunun tabula externasında artma ile caput natiforme gözlenebilir. Hidrosefalide kafa büyük ve alın belirgin derecede öne çıkıktır.KİBAS a bağlı atrofi ve buna eşlik eden mental retardasyon bulunabilir. FONTANELLER: Ön fontanelin çapı ~1- 4 cm dir.12 - 18. aylarda kapanır.Ancak daha erken kapana bileceği unutulmamalıdır.Arka fontanel ise 4- 8 ay da kapanır. Ön fontanel açık olduğu sürece palpasyonu önemlidir.Çocok sakinken ve oturur durumda iken fontanel hafifce palpe edilir. Ön fontanelde hafif bir pulsasyon süt çocoklarında normal oabilir. Fontanelin kabarık ve gergin bir şekilde palpe edilmesi menenjitin en önemli, bulgularındandır. Bunun dışında kafa içi kitleler hidrosefasli, subdural kanamalarda bu duruma neden olabilir.Pulsasyon ise hidrosefalik subdural hematom, A hipervitaminozu gibi kafa içi basıncı arttıran durumlarda alınır. Fontanel çöküklüğü dehidratasyonun en önemli bulgusudur. Raşitizmde fontanel normalden daha daha geniş ve kenarları yumuşaktır. CEPHALHEMATOM: Tek kemiğe lokalize subdural hematomdur.Sutur sınırlarını aşmaz. CAPUT SUCCADENUM: Saçlı derinin ödemidir.Sutur sınırlarını aşar ve bir kaç kemiğin alanını kaplar. KRANİOTABES: Her iki el ayası temporal bölgeye konulur ve baş parmaklarla occipital bölgeye bastırılır.Kemiğin pin-pon topu gibi içeri çöküp tekrar düzelmesine kraniotabes denir.3. aya kadar normaldir.3 aydan büyük çocoklarda (+) ise rikets işaretidir.Osteogenesis imperfekta, hidrosefali, konjenital sifiliz, A hipervitaminozu..... gibi bazı durumlardada görülür. ALOPESİ VE SAÇLAR: Saç dökülmesidir.Konjenital olabilece?i gibi, talyum ve ağır metal zehirlenmelerinde, hipervitaminoz A dada görülür.Malnutrisyonlu çocuklarda saçlar zayıf ve mattır.Kwashiorkor da ise saçlar bir dönem kızıl bir dönem normal renginde olur, ki buna bayrak işareti denir. TRANSİLLUMİNASYON: Karanlık bir odada kafaya kuvvetli bir ı?ık kaynağı dayanır.1,5- 2 cm lik düzenli bir refle (hale) alınması normadir.Bu durum fontanelde daha belirgindir.2 cm den geniş refle varsa test (+) dir.Yanısıra kenarlerı düzensiz veya asimetrik refle de (+) olarak kabul edilir.Testin (+) olduğu başlıca durumlar hidrosefali, hidransefali, subdural hematom, dunde-volker anomalisidir.Kafada mayi, ödem varsa veya fontaneller kapanmışsa bu test yapılmaz. MACEWEN İŞARETİ (KIRIK TESTİ): Kafanın bir tarafına kulak dayanır ve diğer tarafından perküte edilir.Açık fontanel varlığında ve kırık varlığında (+) dir. ÜFÜRÜM: Normal çocuklarda temporal bölgelerde alınabilirsede patolojik bir kaynağıda olabilir.A. carotis ile sinus cavernozus arası fistüllerde devamlı ve kuvvetli bir üfürüm duyulur.Anevrizmalar, tirotoksikoz ve anemidede üfürüm alınır.Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise kafada üfürümün, steteskopun çan kısmıyla dinlenmesi gerekliliğidir. YÜZ: Yüz görünümü bazı hastalıklarda tanı koyduracak kadar karakteristiktir.Örneğin down sendromunda yukarı doğru çekik palpebral fissürler, epikantus, küçük ve kökü basık bir burun vardır. Yüzde ödem varlığında böbrek hastalıklarının yanında konjestif kalp yetmezliği, vena kava superior sendromu...vs gelmelidir.(son iki durumda boyun venlerinin genişlediğide gözlenir).Konjestif kalp yetmezliğinde juguler venlerden pulsasyon alınır.Anjionörotik ödemde özellikle göz kapaklarında ödem bulunur.Boğmacada sürekli öksürüğe bağlı olarak yüzde ödem gelişebilir. Mitral darlıkda yanaklarda oluşan kızarıklık fasies mitrale olarak adlandırılır. Allerjik rinitte :adenoid hiperplazi ve allerjik vazomotor rinite bağlı olarak sürekli ağız solunumu vardır ve çocuğun ağzı sürekli açıktır. Yüzde asimetri olabilir.Bunun en sık nedeni n. facialisin periferik tipte felcidir.Ağız sağlam tarafa kayar. Büyük çocuklar sinüzit açısından maksillar ve frontal sinüzlere hafifce vurularak değerlendirilir. Ağrının varlığı sinüzit lehinedir. Parotis bezi şişliği olabilir.Bu durumda kulak memesi dışarıya ve yana doğru itilir.Mandibula açısından mastoid çıkıntıya doğru çizilen çizginin altında kalan şişlik ve duyarlılık servikal adenit olarak değerlendirilmelidir. Yine yüzde akne sellülit gibi olgular izlenebilir. SLE de burun kökünden başlayan ve yanaklara yayılan kelebek tarzı rash bulunur. Bazı mukopolisakkaridozlarda aşırı kıllanma görülebilir. GÖZ: Akomodasyon yeteneği 4.ayda başlar. 8-10. haftalarda, görme, bir eşyayı 80 derece izleyecek düeye ulaşır.Yeni doğanda (YD) siyah - beyaz şeritli bir silindirin çocuğun gözü önünde çevrilmesi ile nistagmus varlığının gözlenmesi çocuğun görebildiğine işaret eder.Rutin muayenede görme değerlendirmesi için ışığa pupil cevabına ve göz kırpmaya bakılır.İlk 6 ayda hafif bir şaşılık (strabismus) olabilir.Daha ileri aylarda görülme nedeni ise sıklıkla göz kaslarında zayıflık nadirende felce bağlıdır. Strabismus için kapama testi yapılır:Gözler ışık kaynağına fikse edili iken muayene eden hastanın bir gözü kapatılır.kapalı göz yeniden açıldığında , açılan gözde yada zaten açık olan gözde her hangi bir hareket (kayma) strabismus işaretidir. Normal YD da geçici bir süre nistagmus gelişebilir. Batan güneş manzarası:Kornea ve irisin aşağı doğru yönelmesi sonucu üstte fazla sklera görünmesi halidir.Hidrosefalide olur. göz kapağı yeterince kapanamaz. Hipertelorizm:Gözlerin birbirinden uzak oluşudur.ölçülüp standart değerlerle karşılaştırılarak değerlendirilir. Mikroftalmi:Gözlerin gelişme defekti olarak küçük ve çökük olması durumudur.Konjenital toxoplazmozis de gözlenir.Ağır dehidratasyonda da gözler çöküktür. Exoftalmi:Gözlerin fırlak oluşu şeklinde değerlendirilebilir.Hipertiroidide görülür. Proptozis:Göz küresinin öne itlmesidir. Optik glioma, hemanjiom, retroorbital tm., crouzon hastalığı gibi hastalıklarda ya da kanamaya bağlı olarak oluşur. Eliotrop raş:Dermatomyazitli hastalarda gözde hafif bir ödem, menekşe renginde, pullanma ile giden dermatit gözlenebilir. Ödem:Deri altı bağ dokusu gevşek olduğundan ödemin ilk geliştiği yerlerden birisi göz kapaklarıdır.Göz kapağında ödem en sık böbrek hastalıklarında görülür.Yanısıra: acut etmoidit, sinüzit, allerjik rinit, konjuktivit, boğmaca, kızamık, enfeksiyoz mononükleoz, trişinozis, anjionörotik ödem, kavernoz sinüs trombozu, VCSS (vena cava superior sendromu) ve orbita travmalarındada görülür. Fotofobi:Gözün ışığa karşı hassas oluşudur.Örneğin kızamığın prodromal evresinde görülür. Blefarospazm:Ağrılı göz hastalıklarında hastanın göz kapaklarını sıkıca kapatmasıdır. Ptozis:üst güz kapağının düşmesi halidir.3. kranial sinirin felcinde görülür.Konjenital olabileceği gibi, menenjit, ensefalit ve difteridedede görülebilir.Horner sendromunda servikal sempatik ganglionların (C8-T12) hasarına bağlı olarak myozis ve ptozis oluşur, buna yüzde tek taraflı terleme kaybıda eşlik eder.Ptozis ayrıca myotonik distrofilerde ve botilizm dede görülür. Fasial sinirin felcinde ise göz kapağı kapanamaz. Arpacık (hordeolum):Kirpik follikülünün stafilokoksik iltihabıdır. Blefarit:Kirpiklerin olduğu göz kapağı kenarının iltihabıdır. Ektoprion:Göz kapağı kenarı dışa doğru kıvrıktır.Gözler sürekli yaşarır ve konjuktivit gelişir. Endoprion:Göz kapakları içe kıvrıktır, kirpikler korneaya zarar verir. Periorbital sellülit: Göz kapağında ödem, duyarlılık ve sıcaklıkla seyreder. Göz kapağında ödem, proptozis, kemozis, görmede azalma ve göz hareketlerinde ağrı vardır. Alt göz kapağı aşağı çekilerek , kapağın arka yüzünü örten mukozanın renginin değerlendirilmesi anemi hakkında bilgi verir. Skleralar süt çocuğunda hafif mavi olabilir.Belirgin mavi sklera osteogenezis imperfekta da görülür.Skleralar sarılık değerlendirmesindede önemlidir.Hiperkarotenemide scleralar normal cilt ise sarıdır. Gözyaşı: YD da gözyaşı salgısı yoktur.Yaklaşık 1. ayda başlar.Bir gözün devamlı akması nazolakrimal kanalda tıkanıklık işaretidir.Ancak bazen 6. aya kadar tıkanık olabilir.Alt göz kapağının medial kenarında bulunan nazolakrimal kanalın ağzından nazolakrimal keseye basıldığında mukopürülan bir akıntının gelmesi obstruksiyon işaretidir. Konjuktival enflamasyon yok yada minimaldir.6. aydan sonra görülürse oftalmolojik konsultasyon gerektirir. Kayser-Fleischer halkası: Wilson hastalığında kornea çevresinde beliren sarı kahverengi bir halkadır. Korneada opasite: Mukopolisakkaridozlar, A hipovitaminozu, kornea iltihapları, sistinozis ve metabolik hastalıklarda görülür. Kornea refleksi: Büklmüş bir pamuk parçası yandan korneaya hafifce değdirilir, göz kapakları beraberce hemen kapanmalıdır. Midriazis-Myozis: Sempatik uyarı göz bebeklerinin genişlemesine (midriazis) parasempatik uyarı ise daralmasına (myozis) neden olur.Bir göz bebeğine ışık tutulduğunda uyarının optik sinir kanalıyla diğer göz bebeğinede iletilmesi sonucu her iki pupil birden daralır.Akomodasyon sırasındada myozis gelişir.Fosfor ve morfin zehirlenmelerinde myozis, atropin zehirlenmelerinde ise midriazis gelişir.KİBAS lı kişilerde tek taraflı midriazis herniasyon belirtisidir. Anizokori: Pupil açıklıklarının eşit olmamasıdır.İritis, nörosifiliz, menenjit ve sempatik sinir felcinde gelişir. Oftalmoskop: Göz dibi muayenesinde kullanılır.Korioretinit gözlenmesi :toxoplazmozis ve sitomegalik inkluzyon cisimciği hastalıkları , Kırmızı lekelenme varsa :Tay-sachs ve nieman pick hastalıkları , Optik atrofi varsa : KİBAS, retrobulber nevrit...vs akla gelebilecekler arasındadır. YD da oftalmoskop 25-30 cm uzakta tutularak kırmızı refle gözlenir.Kırmızı reflenin görülmemesi kornea ile retina arasında ışığın geçişine engel olan bir nedeni düşündürür.Bu neden kornel opasite, katarakt, veya retina tm. olabilir.Kornea +20, lens +15 ,ve fundusta 0 dioptride izlenir. %2,5 luk fenilefrin solusyonu her iki göze damlatılarak 30 dk sonra fundus değerlendirilir.Optik disk ve makulanın boyutu, rengi, kanama alanlarının varlığı, retinada pigmentasyon gibi kriterler değerlendirilir.Fontanel ve suturların kapanmamış olması nedeni ile KİBAS kompanse edilebileceğinden dolayı 3 yaşa kadar papil ödemi KİBAS olsada görülmez. Retrolental fibroplazi: Yüksek konsantrasyonda oksijen (O) tedavisi lens arkasında opak bir kitle olarak görülen retrolental fibroplaziye neden olabilir ve körlüğe sebebiyet verebilir. Epichantus: Gözün iç köşesini diklemesine örten ,doğuştan mevcut deri kıvrımıdır. Down ve Potter snd. larında gözlenir. Xserophtalmia: Konjuktiva ve korneanın parlaklığını kaybederek kurumasıdır. A-hipovitaminozunda görülür. Aniridi: İrisin yokluğudur. Willms tm. de %20 oranında görülür. Galaktozemi, hipotiroidi, diabetes mellitus (dm), homosistinüri, monositozis de çok erken dönemde katarakt görülebilir. Boğmaca, doğum travması.... da ise subkonjuktival kanama görülebilir. KULAK: Çocuklarda orta kulak patolojisinin sıklığı nedeniyle sütçocukluğu ve çocukluk dönemlerinde kulakların gözlenmesi şarttır. Dış kulak konjenital olarak deforme, meatus dar...vs olabilir.Hatta dış kulak hiç olmayabilir. Düşük kulak:Gözün lateral kampusundan kulağın deri ile birleştiği üst noktasını birleşitiren çizginin normalde horizontal olması gerekir.Çizgi aşağı kaymışsa düşük kulaktan bahsedilir ve bu duruma konjanital renal agenezis eşlik edebilir. YD da ve ilk 2-3 ayda çocuk ,çıkartılan ani bir sese harket ederek veya emmeyi keserek cevap verir. 4-5. aydan sonra başını sesin geldiği tarafa çevirir. Ağır zeka gerili?inde çocuk işittiği halde tepki veremez. Otoskop:Yaşa uygun bir spekulum seçilir.Süt çocuğunda kulak sayvanı arkaya ve yukarı çekilir. Kulak zarının görülebilmesi için dış kulak yolu kirinin (cerumen) temizlenmesi gerekebilir.Kulak kanalının pürülan bir exuda ile dolu oluşu perforasyonla beraber seyreden bir otitis mediaya işaret eder. Yanısıra otiitis externada olabilir.Otitis externa varlığında kulak hareketleri ağrılıdır.Kulak kanalında hiperemi, kanama, fronkül gibi patolojik değişmeler gözlenebilir.Kulak zarı normalde gri pembe renkli ve buzlu cam görünümündedir.Kulak zarının kabarık, opak, hiperemik veya sarımtırak oluşu genellikle otitis mediaya bağlıdır. Otitis media östaki borusunun açıklığının infeksiyon, farenjit yada adenoid hipertrofisi gibi nedenlerle kapanması sonucu gelişir.H.İnfluensa, M.Catarrhalis ve A-Grubu Stafilokoklar en sık nedenlerdir.Otitis mediaya aynı taraflı konjuktivit eşlik ediyorsa bu durum genellikle H. influensa ya işaret eder.Tedavide Amoxisilin, cotrimaksazol, cefaklor ... kullanılır. BURUN: Ağızdan solunum azlığı ve emmedeki fonksiyonu nedeni ile burun yolunun açık olması önemlidir. Bu nedenle solunum güçlüğü çeken çocuklarda koanal atrezi düşünülmeli ve bir sonda ile kontrol edilmelidir.2-3 haftalık YD da kanldan cerahatli burun akıntısı gelmesi konjenital sifilizi düşündürür.Daha büyük çocuklarda yabancı cisim , burun difterisi de aynı bulguyu verebilir.5-6 yaşlarından sonra burun tıkanıklığı sinüzite bağlı olabilir.Burun tıkanıklığının en sık nedeni nezle ve salgı birikimidir. Epistaksis: Burun kanamasıdır.Okul öncesi ve okul çağında sıktır.Genellikle adenoid vejetasyondan kaynaklanır.Çocuklarda kanamanın en sık nedeni (%80 den fazlası) travmadır.Kisselbach pleksusu kanama için hassas bir bölgedir. Otoskopla yapılan muayenede septum deviasyonu, kanama , akıntı, septum perforasyonu...vs kaydedilir.Normal burun mukozası rengi pembedir. AĞIZ: Dudaklar, dil, ağız mukozası, diş etleri, dişler, damak, farenks muayene edilir.Ağız kuruluğunun varlığı sıvı alımının azalmasına, sıvı kaybının artmasına (ishal, terleme, dm, kusma...) veya tükrük salgısının azalmasına (ateşli hastalıklar, kabakulak) bağlıdır. Halitozis:Ağızda kötü kokudur.Hijyenin iyi olmaması, ÜSYE ve özellikle adenoid vejetasyonlu çocuklarda görülür.Ketoasidozda ağız aseton kokar. Trismus:Kaslar kasılıp çeneyi kitler.Genellikle tetanozda görülür ve ilk gelişen aynı zamandada en son kaybolan bulgusudur. DUDAKLAR: Tavşan dudak, yarık damak gibi deformiteler ilk bakışda değerlendirilmesi gereken hususlardır. Cheilosis: Ağız köşelerinde derin ülser, kabuklanma ve çatlaklar belirir.Aşırı salivasyon ve riboflavin eksikliğinde görülür. Rhagad: Deri ile mukozanın birleştiği yerlerde oluşan ağrılı çatlaklardır.Deriye uzanan çizgilenmeler olur.Lezyonlar mukozadada varsa sifiliz düşünülür. DİL: Makroglossi: Dilin büyük olmasıdır.Hipertiroidide miksödem nedeni ile gelişir.Dil lenfanjiomlarında, dil büyüklüğü yanında papillalar belirgindir ve çoğu kez boyunda kitleler vardır. Anemide dil soluktur.Fe eksikliği anemisinde ve pernisiyöz anemide dilde papillalar atrofik, üzeri düzdür; bazende ağrılıdır. Glossit: Dil mukozasının iltihabıdır.Dil parlak kırmızı ve ağrılıdır.Antibiyotik kullanımı sonucu, B grubu avitaminozlarda, stertococcus enfeksiyonlarında görülür. Kızıl da dil çilek görünümündedir.Tifoda dilin orta kısmı siyaha çalan renkte paslı bir renk alırken dilin kenarları kırmızıdır. Frenulum (dil bağı) bazen kısadır.Eğer konuşma ve yemek yemeye engel olmuyorsa önemsizdir. Koku duyusunun kaybolduğu durumlarda (nezle gibi) tat duyusuda kaybolur. AĞIZ MUKOZASI: Koplik lekeleri: Molar diş hizasında, etrafı kırmızı, toplu iğne başı büyüklüğünde beyaz lezyonlardır.Kızamığın patognomonik bulgusudur. Kabkulakta stenom kanalı ağzı üst 2. molar diş hizasında, hafif kırmızı, toplu iğne başı kadar bir açıklık olarak gözlenebilir. Pamukcuk: Yanak içi, dil ve damakta atılmış pamuk parçalarını andırır görünümde lezyonlardır (müge).Candida albicans (Monniliazis) enfeksiyonuna işaret eder. Aft: Ağız içinde etrafı kırmızı, ağrılı, ülser plaklarıdır.Zımbayla delinmiş gibi görünürler ve zeminleri beyazdır. Stomatit: Ağız içi mukozasının ülserasyon ve exudasyonudur. Yanakların ve dudakların iç yüzünde pigmentasyon varlığı Addison hastalığı ve Peutz-Jegers sendromunda görülür. Lösemililerde, kanama diatezleri esnasında, peteşiler gözlenebilir. Enantem: Ağız mukozasındaki döküntülere denir. DİŞLER VE DİŞ ETLERİ: İlk dişler 6 aylıkken çıkar ve 28 aylık olunca tüm primer dişler tamamlanır.Süt dişlerinin dökülüp kalıcı dişlerin çıkması 5-6 yaşlarında başlar ve 14 yaşına kadar sürer.Kalıcı dişlerin 20 yaşında tamamlanır.Dişlerin çıkmasındaki gecikme hipotiroidiyi düşündürmelidir.Nadiren YD da natal diş olabilir. Tetrasiklin grubu ilaçlar ve Fe preparatları dişlerde sararma ve siyahlaşmaya neden olur. Dişler deformasyon ve çürük açısındanda değerlendirilir.Üst kesici dişlerin kenarlarının çentikli veya kama biçiminde olması konjenital sifilizi düşündürür ve bu tip dişler Hutchinson dişleri olarak adlandırılır. Gingivit: Diş eti iltihabıdır.Diş etleri koyu kırmızı, şiş, ağrılıdır ve kolay kanar.Ağız bakımı kötü olanlarda, C-avitaminozunda, üremide, lösemide, agranulositozisde ve uzun süre fenitoin alan epileptiklerde görülür. Anemide diş etleri soluktur.Pb (kurşun) zehirlenmesinde diş eti serbest kenarında mavi şerit (Pb-sülfür) görülür. BOĞAZ: Farenx, tonsillalar ve epiglot incelenir.Dil basacağı (abeslank) yan taraftan sokulur ve dil kçküne bastırılır.Öğürme refleksi sırasında yumuşak damağın hareketi, aynı zamnad epiglot, görülür.Difteri yumuşak damak felcinin en sık nedenidir.Epiglot şiş ve kızarıksa hemen daima neden H. İnfluensa dır.Tespitinde hemen ceftriakson kullanılır. Farenks: Farenks de hiperemi, postnazal akıntı, lenf bezlerinde belirginlik gibi oluşumların varlığı araştırılır.Genelde 2 yaş altında rastlanan retrofaringeal apsede, farenksde müküs birikimi, yutma güçlüğü, horlayarak soluma ve yüksek ateş vardır. Posterior fasrenks duvarı lenfoid hiperplazi açısında değerlendirilmelidir. Kaldırım taşı manzarasının varlığı, kronik allerjik rinit ve bakteriel sinüzitte görülen postnazal akıntıya işaret eder.ÜSYE geçirmekte olan süt çocuğu ve çocuklarda farenksde postnazal akıntı beklenen bir bulgudur.Mukusun karakteri önemlidir.Berrak mukus allerjik rinit veya akut rinitin erken evresinde, pürülan mukussa viral rinitin ileri evresinde ve kronik bakteryel sinüzitte gözlenir. Adenoid lenfoid dokunun değerlndirilmesinde: Dinlenme sırasında ağızdan solunumun derecesi, burundan solunum güçlüğü ve nasal sesin belirginleşmesi gibi kriterlere bakılır.Ve nazofaringeal ayna ile bakılmalıdır. Epiglottis: ÜSYE geçirmekte olan çocukta boğaz muayenesi sırasında bazen görülür.Özellikle krup tarzı öksürük (metalik ve kaba) epiglettan kaynaklanır.Krup: subglottik ödemle beraberdir. Tonsillalar: Boyutu, rengi, exudasyon ve membran varlığı incelenir. Streptococ anjininde: Tonsiller koyu kırmızıdır.Üzerinde folliküller ve cerahat odakları vardır.Boyunda lenf bezi (+) dir. Difteride: Tonsilla üzerinde kaldırılmaya çalışıldığında kanayan yeşilimsi bir membran vardır. İnfeksiyoz mononükleozda: Membranlı tonsillit gözlenir. Peritonsiller apse: Büyük çocuklarda görülür.İltihabi ödem nedeni ile boğaz iyi gözlenemez ve uvula karşı tarafa itilmiştir. Herpangina: Tonsiller ve yumuşak damak üzerinde görülen, küçük ülserli lezyonlardır.Coxakie virus etken olabilir. Winsent angini ve agranulositozis de membran yapabilir. Tek taraflı tonsil büyümelerinde tm. düşünülmelidir. BOYUN: Kitle (kist, tm., lenf bezi ....), lezyon, döküntü....vs araştırılır. Tortikollis: Boynun bir tarafa eğik olmasıdır.En sık nedeni scm (sterno cleido mastoid) adelenin doğum travmasına maruz kalarak zedelenmesi ve hematomudur. Boyun ödemi V. Cava Sup. tıkanıklıklarında gelişir. Difteride (kuş palazı) boyun lenf bezlerinde yaygın şişme, bazende boyun boyun etrafında yakalık görüntüsü verir. Mandibula altında şişlik, submaksillar tükrük bezi iltihabına bağlıdır. Guatr değerlendirilmelidir.Tiroid bezi büyüklük, kıvam ve nodül açısından değerlendirilmelidir.Guatr en sık pubertede kız çocuklarında, nadir olarakta I (iyot) eksikliği olan ve hipertiroidili anneden doğan YD dada gözlenir. Ense sertliği: Menenjit, ensefalit, poliomyelit, posterior fossa tm. leri, tetanoz, subarachnoid kanama.... gibi durumlarda görülür.İleri ense sertliğinde baş extansiondadır.Baş ve bel extansionda ve bacaklar flexionda ise buna tüfek tetiği pozistonu denir. Ense sertliği bakılırken baş rahat bir pozisyonda geriye yatırılmış olmalıdır.Çocuk sırt üstü yatar pozisyonda iken muayene eden bir elini çocuğun sternumu üzerine koyar.Diğer eli ile çocuğun ensesini tutarak çocuğun çenesini göğsüne değdirmeye çalışır.Eğer değdiremiyorsa ense setrliği (+) dir. Boyun venlerinde pulsasyon, sistol ve diastol arası basınç değişimlerinden dolayı oluşur.Küçük çocuklarda boyun kısa olduğu için juguler venler gözlenemez.Büyük çocuklarda hasta 45 derece açı ile yatarken supraklavikular fossa üzerinde juguler venlerin şişkinliği ve bunun düzeyi değerlendirilir.Normalde bu düzey 1-2 cmdir.Sol ventrikül yetmezliklerinde ve konstriktif perikarditte daha dolgundur. |